Predatory Marriage - 146. Bölüm (Türkçe Novel)

Ishakan’ın ferah odası, odaları birbirinden ayıran tül perdelerle kaplı kemerli girişleriyle büyüleyici bir yapıya sahipti. Eğer o perdeleri tutan ipler çözülseydi, tüm antreler bir anda mahremiyetin içinde kaybolurdu.
Leah’yı yatağın yanındaki bir koltuğa oturtan Ishakan, sadece üzerindeki kumdan ağırlaşmış dış pelerinini çıkardı. Leah, arabesk desenli minderlere yaslandığında aniden onu Estia sarayında ilk gördüğü anı hatırladı. O narin ve kırılgan Estia’nın içinde Ishakan’ın ne kadar eğreti durduğunu da...
O zamanlar Estia’ya sığmayan bu adam, Kurkan’da tamamen evindeydi. Saray zarif, görkemli ve canlandırıcıydı; tam Ishakan’a göre bir yer. Buradaki asıl tuhaf varlık Leah’nın kendisiydi. Dudağını ısırdı.
Şu an Estia’da neler olduğunu merak ediyordu.
Tüm çölü aşıp Kurkan sarayına varmış olsa da, kalbinin bir köşesi hâlâ Estia’ya bağlıydı. Vatanına dair hisleri bir gölge gibi üzerine çökmüştü. Işık ne kadar parlarsa parlasın o gölge gitmiyor, en ufak bir tetikleyicide daha da karararak varlığını hissettiriyordu.
Bu ona kabusunu hatırlattı. Ayak bileklerindeki prangaların hissi hâlâ canlıydı. Belki de gerçek olan buydu. Burası, bu mutlu rüya, sadece bir illüzyondan ibaretti.
—Hiç sevdiğin birini boğdun mu?
Cerdina’nın gülümseyen fısıltıları kulaklarında yankılandı, aniden başına keskin bir ağrı saplandı ve nefesi düzensizleşti. Alnına sıcak bir el dokundu.
“Leah.”
Leah gözlerini sımsıkı kapattı. Hızla çarpan kalbi yavaşça sakinleşti.
“Ishakan, ben...” Gözlerini açıp ona bakarken adam elini çekti. “...Hâlâ büyü altındayım. Bu yüzden tedavi bitene kadar en azından benden uzak durmalısın...”
Ishakan’ın gözleri kısıldı ve yüzündeki hoşnutsuzluğu gören Leah sustu.
“Büyüleri kaldırmak zaman alır. Tahminimce tedavinin bitmesi en az on yılı bulur.” dedi adam.
On yıl. Bu sayı Leah’nın ağzını açık bıraktı.
“Gelin hanımı kaçırmak zaten zordu, şimdi bir de onu on yıl boyunca kendi haline mi bırakacağım?” Leah cevap veremeden Ishakan onu soymaya başladı. “Her zaman çok fazla düşünüyorsun.”
Şaşıran Leah direnç göstermeye çalıştı.
“Hey, bekle..!”
“Hareket etme. Seni yatağa bu kumların içinde yatıramam.”
Hızla üzerindeki kıyafetlerin geri kalanını sıyırıp onu kucağına aldı. Kapalı bir odadaydılar ama dışarıda hâlâ parlak bir gün ışığı vardı. Çıplak kalan Leah, göğüslerini kollarıyla örtmeye çalışsa da vücudunun alt kısmı açıkta kalmıştı. Mahrem yerlerine temas eden hava akımı bacaklarını birbirine bastırmasına neden oldu.
“Ya biri bizi izliyorsa!”
“O zaman o kişi yakında ölmek istiyor demektir.”
Onu birkaç kemerli kapıdan geçirdikten sonra, sadece lambalarla aydınlatılan penceresiz bir banyoya geldiler. Ortada buharı tüten suyla dolu bir küvet vardı ve üzerinde beyaz çiçek yaprakları yüzüyordu. Leah suyun içine yerleşirken Ishakan, onun önünde kıyafetlerini çıkardı; gelişmiş kaslarını, iri göğüs kafesini ve belirgin karın kaslarını sergiledi. Leah onun güçlü vücuduna daldı, sonra göz göze geldiklerinde kızardı.
“Bunu yapma Leah. Yıkanman ve biraz daha uyuman gerekiyor.” Ishakan pantolonundan sıyrıldığında, çoktan yarı erekte olmuş erkekliği ortaya çıktı. “Bana böyle bakmaya devam edersen uyuyamazsın.” diye uyardı.
Leah hızla bakışlarını indirdi. Ishakan küvete girdiğinde suyun yüzeyi şiddetle dalgalandı. Ishakan, onun beyaz yüzüne ve kızarmış yanaklarına bakarak dudaklarını yaladı. Ancak neyse ki sadece yanağını okşadı ve temizlenmeye odaklandı.
Kurulanıp giyindikten sonra yan yana yatağa uzandılar, bitkinlik Leah’yı ele geçirmeye başladı. Vücudu gerçekten çok zayıf düşmüş gibi görünüyordu. Ishakan uyuması için perdeleri kapatmış ve göğsünü ona yastık yapmıştı.
Eve döneli çok olmamıştı, yapacak çok işi olmalıydı ama hiçbir endişe belirtisi göstermiyordu. Leah gitmesine izin vermesi gerektiğini biliyordu ama biraz daha ona yaslanmak istiyordu. Kollarında uykulu bir sesle mırıldandı.
“...Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum.”
“Acele etmene gerek yok.” diye fısıldadı Ishakan nemli saçlarını okşarken. “Dinlenmek ve iyileşmek için zaman ayırmalısın, sonra sakince karar verebilirsin. Eğer bir şeyler yapmak istersen sana bazı sorumluluklar verebilirim. Yeteneklerini boşa harcamak yazık olur.”
Leah başını kaldırdı. Ona yardım etmek istiyordu. Ishakan onun bu ilgisine gülümsedi.
“Tesadüfe bak ki uygun bir pozisyon boşta.” dedi arsızca. “Kurkan Kraliçeliği.”
“...”
Leah ne diyeceğini bilemeden ona bakakaldı, Ishakan ise meydan okurcasına bir kaşını kaldırdı.
“Ya reddedersem..?” diye mırıldandı Leah.
Ishakan yüzünü onunkine yaklaştırarak gülümsedi.
“Reddedecek misin Leah?” Gözleri kısıldı. “Beni mi?”
« Önceki Bölüm Sonraki Bölüm »

Yorumlar
Yorum Gönder