Predatory Marriage - 107. Bölüm (Türkçe Novel)

predatory-marriage

Haban dizini incitmişti ancak Morga, arkasına bakmadan sakin adımlarla yürümeye devam etti. Genin bile Ishakan’ı takip etmek için onu geride bırakmıştı; Haban, kadının kralına duyduğu apaçık hayranlığı izlerken teslimiyetle iç geçirdi. Kuşkusuz çok sadık bir yardımcıydı.

Büyünün tekrar tekrar kullanılması, tıpkı sürekli çalıştırılan bir kas gibi büyücünün yeteneğini geliştirirdi. Ne yazık ki Morga’nın yeteneklerini parlatma seansları, her zaman çevresindeki Kurkanlar üzerinde bir bedel ödetiyordu. Pratik yapmak istediği üst düzey büyüler için onları kobay olarak kullanmaktan asla çekinmezdi.

Bu şöhreti yüzünden diğer Kurkanlar, onun deneylerine meze olmamak için yavaş yavaş ondan uzaklaşmaya başlamışlardı. Morga'nın üzerinde büyü yapamadığı tek kişi Ishakan’dı, bu yüzden Kralı’nın önünde nazik davranmak zorundaydı.

Bunu düşünmek Haban’ı daha da öfkelendirdi ve yere vurdu. Kendi kendine her hareketinde temkinli olacağına dair söz vermiş, sonra yine Morga’nın büyüsüne düşmüştü. Öfkeyle dişlerini gıcırdatmaktan kendini alamadı.

“Ah…” diye hırladı.

Morga kısa süre önce Byun Gyeongbaek üzerinde de benzer bir büyü yapmıştı. Büyü, Byun’un sarhoş olduğu için takılıp düştüğüne inanmasını sağlamış, bu da Haban’ın herhangi bir sorun çıkarmadan asilzadenin bacağını kırmasına olanak tanımıştı. Morga ondan sonra Tomarilerin yerini tespit etmek için uzaklardaydı ve Haban bu kadar çabuk tekrar karşılaşacaklarını beklememişti. Şimdilik diğer Kurkanlara yetişmesi gerekiyordu.

Hissettiği acıyı bastırarak ayağa kalktı ve arkalarından yürüdü.

İnsanlar ormanda toplanmaya başlıyordu. Av hazırlıklarını bitirmiş olmalıydılar. Diğer Kurkanlar aralarından geçerken gözlerindeki korkuyu görebiliyordu. Ama ne Haban ne de diğerleri onlara aldırış etti. İnsanlar her zaman korkak yaratıklar olmuştu; bunda özel bir durum yoktu.

Haban yetişir yetişmez tiksintiyle kaşlarını çatarak Morga’nın yanında durdu. Morga ise prensese dik dik bakıyordu.

“Hakkında çok şey duyduğum kişi o mu?” diye sordu onu süzerek.

“O Estia’nın Çiçeği’dir, ancak hiçbir kelime onun güzelliğini anlatmaya yetmez.”

“Evet, gerçekten çok güzel.”

“Etkilendin mi?” diye sordu Haban; bunu hayran kaldığı için değil, sadece dizindeki acıyı unutmak için sormuştu. Morga’ya soğuk bir bakış attı ve kadına baktıkça Morga'nın hayranlık dolu ifadesinin yavaş yavaş donuklaştığını fark etti. Neden?

Kısa süre sonra yeniden hoş bir ifade takınsa da, bir an için renginin attığı açıkça belliydi. Morga insanları candan bir şekilde selamlıyordu ama Haban onun rahat olmadığını anlayabiliyordu.

“Sorun ne?” diye sormaktan kendini alamadı.

Morga sorusuna cevap vermedi. Kaskatı bir halde derin düşüncelere daldı.

“Şimdi ne yapmalıyım?” diye mırıldandı kendi kendine. “Durum oldukça tehlikeli görünüyor.”

Köpekler avlarına yaklaştıkça havlamaları daha da yükseliyordu. Avı bulduklarında Blain havlama sesine doğru döndü, diğer avcılar onu takip ederken nişan alıp bir ok çekti. Blain başını ileriye dönük tutarken gözleriyle çevresini tarıyordu.

Pek de uzak olmayan bir yerde Barbarların Kralı’nı gördü. Normal bir at çok küçük kaldığı için ona Estia ahırlarındaki en iri atlardan birini ödünç vermek zorunda kalmışlardı. Blain bunun tuhaf olduğunu düşünmeden edemedi. Sanki bir canavar başka bir canavara biniyor gibiydi.

Gülüşünü bastırdı ve bu düşünceyi kafasından attı. Ancak hissettiği o kısa süreli neşe, Ishakan’ın kılıcının kabzasına bağlı tanıdık mendili görünce yok oldu. Kumaşın desenini ve Estia tarzı işlemeyi hemen tanımıştı. Ani bir öfkeyle elini yumruk yaptı. Artık onun bir Kral olması umurunda bile değildi!

Dişlerini sıktı ve kararlı bir şekilde önüne dönerek yayını kaldırdı. Oku yerleştirip kirişi geri çekti ve bıraktı. Elleri titrediği için ok saptı ve gür bitkilerin arasında kayboldu. Bir saniye sonra ormanda yüksek bir çığlık yankılandı ve çalılıklardan yaban bir domuzu fırladı. Büyük, keskin dişleri vardı. Ok, gözlerinden birine saplanmıştı...

Domuz, doğrudan Ishakan ve Blain’in olduğu yöne doğru hamle yaptı.

Yorumlar