Predatory Marriage - 300. Bölüm (Türkçe Novel) (Final)

predatory-marriage

Artık Estia yasalarına göre evlilikleri resmen tanınmıştı. Ishakan, Leah’nın yüzündeki sevinci görünce hafifçe gülümsedi.

“Hadi gidelim.” dedi masaya parmağıyla hafifçe vurarak.

Leah masanın yanındaki bastona uzanmaya çalıştı ama daha o kalkamadan Ishakan onu tek koluyla kucağına aldı, diğer eliyle de bastonu kaptı.

“İyi bir kocaya sahipsin.” dedi ona.

Normalde kocasını bir ulaşım aracı olarak kullanmazdı ama Leah sessizce kollarını onun boynuna doladı. Adamın, kendisini bastonla topallarken görmekten ne kadar rahatsız olduğunu biliyordu.

Bugün birlikte dışarı çıkacaklardı. Geziyi Leah planladığı için Ishakan nereye gittiklerine dair hiçbir fikre sahip değildi.

Kendilerini bekleyen arabaya bindiler; saraydaki en geniş araba olmasına rağmen Ishakan içerideyken yine de biraz dar hissettiriyordu. Leah cebinden siyah bir mendil çıkardı.

“Gözlerini bağlayabilir misin?”

“Neden?”

“İstemiyor musun?”

“…Pekala.” dedi Ishakan, mendili almak yerine elleriyle gözlerini kapatarak. Onun o muzip gülümsemesini izleyen Leah, cebindeki kutuyla oynadı; bu, sezgileri kuvvetli bir adamın gürültüyü fark edebileceği kadar uzun sürdü. Sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi elini cebinden çekip başka yöne döndü.

Araba saraydan ayrılırken Leah pencereden akıp giden manzarayı izlerken yutkundu. O kadar gergindi ki kalbi küt küt atıyordu ve aniden Ishakan’ın bunu da duyabileceğinden endişelendi.

Uzun bir yolculuğun ardından araba başkentin dışındaki bir yere ulaştı. Tanıdık bir manzara onları bekliyordu ve arabacı, Leah’nın önceden talimat verdiği yerde arabayı durdurdu.

“Geldik.” dedi Leah, Ishakan’ın ellerini indirmek için uzanarak. Adam arabadan önce indi ve durup etrafa bakındı.

“...”

Tek kelime etmeden Leah’yı kucağına almak için geri döndü, Leah da onu arabadan çıkarırken ona sarıldı. Ishakan arabayı geride bırakarak yavaş adımlarla yürümeye başladı.

Uçsuz bucaksız bir sazlık tarlasıydı bu. Tarlanın içine doğru yürürlerken çiçekler esintiyle sallanıyordu. Ishakan epey bir mesafe kat ettikten sonra Leah onun omzuna hafifçe vurdu.

Adam onu dikkatlice yere bıraktı. Leah dengesini sağlarken biraz sendelese de, arabada bıraktıkları baston olmadan ayakta durmayı başardı. Sazlık tarlasının ortasında yüz yüze geldiler, rüzgarın nefesiyle Leah’nın saçları çiçeklerle birlikte dalgalanıyordu. Ishakan sadece güneş ışığında parlayan saçlarına bakabiliyordu.

Bütün gün alışılmadık derecede sessiz kalmıştı, arabadan indiklerinden beri de hiç konuşmamıştı. Normalde şimdiye kadar onunla dalga geçer ya da muzip bir şeyler söylerdi. Bu durum Leah’yı daha da geriyordu ve sanki dudakları birbirine yapışmış gibi hissediyordu.

“...İstiyorum...”

Sesi tuhaf çıkmıştı. Leah boğazını temizleyip tekrar denedi.

“Seninle düzgün bir düğün yapmak istiyorum.”

Titreyen elleriyle cebinden kutuyu çıkarıp kapağını onun için açtı. Kadife kaplı kutuda yan yana iki yüzük duruyordu. Ishakan’ın gözleri onlara kilitlendi, bir süre baktıktan sonra yavaşça Leah’ya kalktı.

Leah birkaç derin nefes aldı.

“Benimle evlen.”

Sessizliğin içinde rüzgar tekrar yükseldi.

“Ya istemezsem?” diye sordu Ishakan gülümseyerek.

“...Böyle bir seçeneğin yok!”

Leah, öfkeyle ona bakarken yüzü kıpkırmızı kesildi. Tüm bunları planlamak için elinden geleni yapmış ve sonra evlenme teklif etme cesaretini toplamıştı...

“Eğer reddedersem beni zorlayacak mısın?” diye sordu Ishakan, gülüşünü bariz bir şekilde bastırarak.

Leah çenesini dikleştirdi.

“Gerekirse yaparım.” dedi büyük bir vakarla. “Bu sefer senin hayatını ben mahvedeceğim.”

Ishakan kahkahalara boğuldu, kahkahasının sesi sazlık tarlasını dolduracak kadar gürdü. Kendine gelince kutuyu kadının elinden aldı, gümüş yüzüğü kendi parmağına geçirdi ve altın yüzüğü çıkardı. Leah’nın elini tutarak küçük yüzüğü onun yüzük parmağına taktı.

“Pekala.” diyerek kabul etti ve kadının elini dudaklarına götürdü. “Beni mahvet, Leah.”

Sonra elinden tutup onu kendine doğru çekti, Leah dengesini kaybedip öne doğru sendelerken onu yakaladı. Kolları kadının beline sıkıca dolandı.

“Ömrümün geri kalanında senin yanında olacağım.”

Altın gözleri o kadar parlak bir ışıkla parlıyordu ki, Leah büyülenmiş bir halde ellerini adamın boynuna doladı. Sonra o vahşi hayvan bakışlı adamı öptü ve sonunda tamamen mutlu olmanın ne demek olduğunu anladığını düşündü.


-FİNAL-

Novel yan hikayelerle devam ediyor :)

Yorumlar