Cry, Even Better If You Beg - 40. Bölüm (Türkçe Novel)

predatory-marriage

Açık pencerelerden içeri sızan kargaşa, Kyle’ın sıkıca kapalı yatak odası kapısının ardına, kulaklarına kadar ulaştı.

“Hey, Bayan Etman! Çık dışarı! Hemen şimdi!”

Kyle yorgun vücudunu yavaşça doğrulttu. Bir adamın gök gürültüsünü andıran bu haykırışı ve balina gibi gürleyen sesi kulaklarına hiç de yabancı değildi.

“...Bill Amca mı?”

Kyle şaşkınlıkla yataktan fırladı. Alelacele pencereye doğru yürüdü ve ön kapıda Bill Remmer ile bir hizmetçi arasındaki kavgaya tanık oldu.

“Bu ne biçim bir gürültü?” Bayan Etman, kibirli bir bağırışla ortaya çıktı.

“Bayan Etman, o lanet olası hırsız siz misiniz? Bu, bir asilzade olarak saygı gören birinin işleyebileceği bir suç mudur? Leyla’dan ne kadar nefret ederseniz edin, bunu nasıl yapabildiniz?!”

Kavgayı ayırmak için onlara doğru koşan Kyle, birdenbire olduğu yerde bir ölü gibi kalakaldı.

Hırsız mı?

Bill amca neden hırsızdan bahsetmişti?

Hem de annesine mi?

Bill bir öfke nöbeti içinde akıl almaz, dehşet verici hikayeyi kusarken; Kyle donmuş bir halde bu bilmecenin ortasında kaldı. Bu inanılmaz sözleri dinlerken vücudu aniden kaskatı bir tahtaya dönüştü.

“Sa-saçmalık... Annemi nasıl böyle iğrenç bir suçla itham edebilir...”

Anlamsızca mırıldanan Kyle, odadan dışarı fırladı. Merdivenlerden sendeleyen adımlarla indi.

Hırsızlık olayıyla ilgili ne kadar öfkeli olursa olsun, Bill amcanın annesine yönelik bu zulmünü kabul edemezdi.

“Bunu Leyla mı söyledi?”

Bill bağırmayı kestiğinde Bayan Etman keskin bir şekilde sordu.

“Aman Tanrım, bana nasıl böyle iftira atabilir...”

“Leyla sana böyle şeyler söyleyebilecek bir çocuğa mı benziyor?”

Kyle ön kapıya doğru adım atmak üzereyken Bill gözyaşları içinde bağırdı.

“Eğer Leyla bana söyleseydi, kalbim böyle paramparça olmazdı!”

“Eğer saçma sapan konuşarak olay çıkarmaya niyetliysen şimdi geri dön! Polisi çağırmadan önce!”

“Polis çağırmaya cüret mi ediyorsun?! Postacı, kuzeninin polis karakoluna götürüldüğünü görmüşken polisi getirebileceğini mi sanıyorsun?”

“...N-ne?”

Bayan Etman sendeledi. Bir adım geri gitti.

‘Lütfen, anne.’

Kyle annesinin sırtına bakarken dua etti.

‘Lütfen hayır de, suçlu sen değilsin de, bunun sadece bir iftira olduğunu söyle.’

Bayan Etman sessizliğini korudu ancak nefes alışı ağırlaşmıştı. Korkudan dolayı tırabzanı tutan elleri titremeye başladı.

Kyle annesine doğru yürüdü.

“Anne.”

Bayan Etman donup kaldı. Ancak oğlunun acı dolu sesini duyduktan sonra, onun arkasında durduğunu fark etti.

“Doğru değil, değil mi?” Kyle kadının kolunu yakaladı. “Sadece bir yanlış anlaşılma, değil mi? Söyle bana!..”

Kyle gülmeye çalıştı ama başaramadı. Bu anın gerçek olduğu acı verici derecede aşikardı, yine de zihnini yoğun bir sis bulutu kaplamış gibiydi.

Onun için son birkaç gün cehennem gibi geçmişti. Defalarca ziyaret etmiş, ikna etmeye çalışmış ve yalvarmıştı ama Leyla fikrini değiştirmeyi reddetmişti. Derin üzüntüsü içinde zaman ellerinden kayıp gidiyordu.

Yine de Kyle belirsiz umutlarına tutunmuştu. Ratz'a giden babası Leyla'nın okul harcını çoktan ödemişti. Leyla'yı ikna edip ona güvence verebildiği sürece her şeyin yoluna gireceğine inanıyordu. Bu yüzden bu akşam Leyla'yı ziyaret etmeyi ve onu bir kez daha razı etmeye çalışmayı planlamıştı.

'Eğer evlilik çok büyük bir yükse, o zaman nişanlanmaya ne dersin? Nişanlıyken birlikte üniversiteye gidelim.'

Nişanlanmak... Bu onun için yeterliydi.

Zaman geçtikçe Leyla’nın duygularının bir aşığınkine dönüşeceğine inanıyordu. Böylece sonsuza dek mutlu yaşayacaklardı.

Ama şimdi...

“Anne!”

Kyle’ın sesi gözyaşlarıyla boğulurken nefesi kesildi.

Bayan Etman donup kaldı ve bakışlarını tırabzana dikti. Yüzü solgun, dudakları sımsıkı kapalıydı.

O sırada Doktor Etman olay yerine geldi. İki polis memuruyla birlikte arabadan indi. Bayan Etman onları görünce dizlerinin bağı çözüldü ve yere yığıldı.

Doktor Etman polislere, karısına yalnız yaklaşmasına izin vermeleri için yalvardı. Yüzüne gergin bir ifade yerleşmişti.

“Gerçekten çok üzgünüm, Bay Remmer.” Önce Bill Remmer’a doğru gidip şapkasını çıkardı. “On ağzım olsa bile söyleyecek sözüm yok. Özür dilerim.”

Kyle, babasının defalarca özür dilemesini izlerken gözleri çaresizlikle doldu.

“Gördüğünüz gibi durum şu an çok vahim ve düzgün bir konuşma yapmak zor görünüyor. Oralık yatıştıktan sonra sizinle görüşüp tekrar özür dileyebilir miyim?”

“...Öyle yapalım.”

Bill Remmer öfkeyle gözyaşlarını sildi ve başını salladı. O geri çekilirken memurlar öne çıktı.

“Bunu neden yaptın hayatım?” Doktor Etman’ın bakışları, yere çökmüş karısının üzerine soğuk bir şekilde düştü.

“Hayır. Düşündüğün gibi değil...”

“Daniel polis merkezinde. Her şeyi itiraf etti. Ona rüşvet vermişsin.”

Kocasının dudaklarından bu isim dökülür dökülmez, Bayan Etman’ın dudakları mühürlendi. Kendini savunmak için söyleyecek hiçbir şeyi yoktu.

“Bu yüzden bana yalan söylemeye çalışma Linda.”

“Hayatım!”

“Leyla’yı kabul ediyormuş gibi yapıp gelecekte de böyle şeyler mi yapacaksın? Sen sadece benim karım değil, aynı zamanda Kyle’ın annesin!”

Doktor Etman sonunda sabrını yitirdi. Artık bastıramadığı kontrol edilemez bir öfke dalgası yüzünü çarpıttı.

“Hepsi senin suçun!”

Bayan Etman ağlayarak öfkeyle patladı.

“Neden? Neden Leyla’nın hayatımı mahvetmesine izin verdin ki?!”

“Böyle bir suç işlemişken şimdi ne saçmalıyorsun sen?”

“Hayır. Hepsi senin suçundu! Daha önce de söylediğim gibi, ondan en başından beri nefret ediyordum! O zamanlar beni dinlemiş olsaydın buralara kadar gelmezdim! Eğer sen olmasaydın ben, ben...”

Ağzından yüksek bir hıçkırık kaçtı ve yüzünü kapatan elleri kısa sürede gözyaşlarıyla ıslandı.

Doktor Etman bir iç çekerek hıçkırarak ağlayan karısını ayağa kaldırdı. Memurlar, saygın doktora hürmet göstererek karısını arabaya bindirmesine izin verdiler.

Kyle, bu kabus gibi sahneyi gözleri faltaşı gibi açık bir şekilde izleyerek hareketsizce durdu.

Çok geçmeden, akşam karanlığının kalın bir katmanı mavi gökyüzünü örtmeye başladı ve o hâlâ bu cehennem gibi rüyadan uyanamamıştı.

Kyle, alacakaranlığın göz kamaştıran karartısında gözlerini kapattı.

Tüm dünyanın bir karanlık örtüsü altına gömülmesini diledi.

Şu anki tek umudu buydu.


*.·:·.✧.·:·.*


"Amca, lütfen ağlama."

Leyla mendilini nazikçe masanın üzerine bıraktı. Bira bardağına sanki düşmanıymış gibi sertçe bakan Bill, şaşkınlıkla başını kaldırdı.

"Ağlamak mı?! Kim ağlıyor?"

Bunu şiddetle reddetmesine rağmen, Bill gözlerinin ıslanan köşelerini Leyla'nın mendiliyle sildi.

Tabağındaki dokunulmamış yemek soğumuştu ama kimse onu yemesi için zorlamıyordu. Hem Bill hem de Leyla düşünceliydi, ikisi de bir şey yiyemiyordu.

Bill içkisini yudumlayıp bardağını boşaltırken, Leyla bakışlarını masanın kenarına eğdi. Yüzü bitkin görünüyordu.

Leyla, kulübeye gelen Arvis çalışanlarının teselli dolu sözlerini duyana kadar neler olup bittiğinden habersizdi. Bayan Etman'ın olayı kendi başına ifşa etmesi pek olası değildi ve Leyla da ağzını sıkı tutmuştu. Yine de o güne dair her şey sonunda açığa çıkmıştı.

Polise özel konuşmaları hakkında kimin bilgi verdiği konusunda Leyla'nın hiçbir fikri yoktu. O gün kasabanın dışındaki o eski çay ocağında kendisi, Bayan Etman ve bir yabancı dışında başka kimse yoktu.

'O zaman söylentileri kim sızdırdı? O da kimin nesi?'

Leyla ne kadar düşünürse düşünsün, bulanık bir tahminde bile bulunamıyordu.

Durum ne olursa olsun kesin olan bir şey vardı, Kyle'da geri dönülemez bir yara açmıştı. Korumak istediği kalbini kırmıştı. Bayan Etman, Doktor Etman eşliğinde birkaç memur tarafından polis merkezine götürülmüştü ve Kyle orada her şeye tanık olmuştu.

"Leyla, ağlama." Bill bardağını bıraktı ve mendili ona uzattı.

"Ağlamak mı, kim ağlıyor?"

Tıpkı Bill'in az önce yaptığı gibi, Leyla da inatla reddetti ve kızarmış gözlerinin köşelerini sildi.

"Üzgünüm. Dışarıdaki dünyayı pek bilmiyorum ama seni böyle acı verici şeyler yaşayana kadar ben teşvik ettim ve zorladım."

"Eğer böyle dersen amca, beni gerçekten üzersin."

"Evlilik meselesi... Evet. Evlenmene izin vermemeyi tercih ederim. Doğru, böylesi daha iyi."

Leyla sessiz kaldı ama başını derinlemesine salladı. Gözyaşlarıyla ıslanan dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.

"Fakat üniversiteye gitmeni istiyorum Leyla. Doktor Etman okul harcının sana düşen kısmını çoktan ödedi ve parayı onlara iade etmek, harcı benim ödememle aynı şey. Üniversitenin Kyle ile bir ilgisi yok."

"Hayır."

"Eğer bir ev ya da pansiyon gibi bir şeye ihtiyacın olursa, sana daha fazla para veririm. Maddi durumum biraz sıkışık olabilir ama endişelenme, tüm yaşam masraflarını karşılamak için daha çok çalışacağım..."

"Amca, üniversiteye gideceğim." dedi Leyla. "Vazgeçmiyorum. Ama şimdi değil."

Uzanıp Bill'in elini tuttu. "Öğretmen olacağım." diye ekledi. "Para biriktireceğim ve Başkent'te okumaya gücüm yettiğinde sınava tekrar gireceğim. Benim asıl hedefim ve hayalim buydu. Sadece kestirme yol bir an için gözümü boyadı ama şimdi yoluma geri döndüm."

"Ama bunca yaşadığından sonra öylece pes edemezsin. Zaten üniversiteye kabul edildin."

"Bana inanmıyor musun?" Leyla huzurla gülümsedi. "Sınava tekrar girsem bile yine kazanacağıma inanıyorum. O zaman burs alabilmek için daha yüksek bir puanla kabul edileceğim. Göreceksin."

"Leyla, canım kızım..."

"Amca, sen bana söylememiş miydin? İyi bir yetişkin olacağım. Bu yüzden lütfen bana bir kez daha güven."

'Bu iyi kalpli çocuk, onunla ne yapmalıydım?'

Bill, Leyla'nın neşeyle gülmesindense ağlamasının daha iyi olacağını düşündü. Kızın bu gülümsemesinin Bill Remmer'ın kalbinde nasıl bir delik açtığından haberi yok gibiydi.

'Ve Kyle, seninle ne yapmalıyım?'

Bill, kontrol edemediği karmaşık duygularıyla omuzları sarsılmaya başladı. Perişan halini göstermek istemeyerek aceleyle başını eğdi. İri, sıcak gözyaşları yüzünden süzülüp masanın üzerine damladı.

"Sorun değil amca."

Leyla sandalyesinden kalktı ve yanına yaklaştı.

"Gerçekten iyiyim." Onu küçük kollarıyla kucakladı. "Gerçekten. Bayan Etman'ın cezalandırılmasını istemiyorum. Paramızı geri aldığımıza göre artık her şey yolunda." Leyla nazik bir sesle onu teselli etti ve sırtını sıvazladı.

'Seninle ne yapmalıydım?'

Boğazından düğümlenen sözler yanarken gözyaşları fışkırmak üzereydi.

Bill gözyaşlarını silerken başıyla onayladı.

Bayan Etman'ın yaptıklarını affedilemez buluyordu. Ancak Bill, kadının önünde yıkıldığını ve Kyle'ın o kadar solgun göründüğünü gördükten sonra tüm süre boyunca kendini huzursuz hissetmişti. Linda Etman ne kadar kötü olursa olsun Kyle'ın annesiydi. Leyla içinse, kıymetli Kyle'ının annesi olduğu için neredeyse ikinci bir anne gibiydi.

"Öyle yapalım. Eğer sen böyle hissediyorsan, o zaman benim için de sorun yok Leyla."

Yorumlar