Predatory Marriage - 9. Bölüm (Türkçe Novel)

Zaten sırılsıklam olmuş kadınlık bölgesi, bu sefer hiç direnmeden adamın varlığını içine kabul etti. Sadece bu da değildi; öncesinde iyice uyarıldığı için eti durmaksızın zonklayarak adamı adeta açlıkla içine çekiyordu. Leah, kontrolünü kaybeden vücudunun bu halinden hem utanıyor hem de bu hisse yabancılık duyuyordu.
Sanki bu yetmezmiş gibi, adam ellerini Leah’nın baldırlarından uyluklarına doğru sürttü ve ardından sıkı kalçalarını kavradı. Kadınların en derinlerdeki o özel noktada en büyük hazzı bulduğunu çok iyi bildiği için, olabildiğince derine itti.
“Ahhh..!” Leah’nın vücudu şaşkınlıkla titredi.
Adam, sanki onu azarlarmış gibi kalçasına hafifçe bir tokat attı; vurduğu yerde elinin izi kaldı.
“Uslu dur.” dedi, ona bir çocukmuş gibi davranarak. Leah’nın yaş dolu gözlerle ona bakması üzerine gözlerini kıstı. Anlamadığı bir dilde, Kurkanların ana dilinde bir şeyler mırıldandı.
Ardından, terli saçlarını eliyle geriye doğru itti. Kıpkırmızı kesilmiş beyaz kalçalarına dokunup orayı sıkıca kavrayarak kısa bir uyarıda bulundu; bu, yeni bir başlangıcın habercisiydi.
“Bana öyle bakmayı kes.”
Leah adamın ne demek istediğini anlamamıştı. Ancak, adam kalçalarını kavradığında bunu anlamaya fırsatı kalmadı; adam vahşice vururken ince beli gerildi. Bu kaba muameleyle Leah, küçük vücudunun her an parçalanacağını hissetti.
Utançtan kıpkırmızı olmasının temel sebebi bulunduğu pozisyondu. Vücudunun alt kısmı havadaydı; uylukları adamın kaslı gövdesine dayanmış, beli neredeyse ikiye katlanmış rahatsız edici bir pozisyondaydı. Tüm bu esnada, adamın o kalın ve uzun uzvu, Leah'nın hassas iç tenine sürtünüyordu.
“Ah! Uhmm... Ahh!”
Aniden kulağına gırtlaktan gelen bir ses çalındı. Leah’nın iç dünyası sarsılıp daraldıkça, bu vahşi adam katıksız bir zevkle inledi. Çenesi kilitlendi, boynundaki damarlar belirginleşti.
Ölçülemez gücüyle, Leah’nın bacaklarını kavrayıp daha fazla alan açmak için onları ardına kadar ayırmak onun için çocuk oyuncağıydı. Leah çılgınca çığlık attı.
“Oh! Ahhh! Çok... çok hızlısın!”
Yalvarmalarına rağmen adam yavaşlayacak gibi görünmüyordu. Takip eden saniyeler boyunca ikisi de tek bir kelime etmedi; odayı sadece gıcırtılar, kesik nefesler, hıçkırıklar ve inlemeler doldurdu.
Leah, başını boynunun çukuruna yaslayan adamın omzunu sertçe ısırdı ve tırnaklarıyla sırtını tırmaladı. Durum dayanılamaz hale geldiğinde dişlerini adamın açıkta kalan boyun çizgisine geçirdi. Çok geçmeden gözleri buluştu.
“...”
Leah duraksadı. Onun ateşli bakışlarında boğulduğunu hissetti. Altın gibi parıldayan o gözler, gerçekten de bir canavarın gözleriydi.
Ancak bu bakışma uzun sürmedi. Bir sonraki an adam onu öptü ve Leah bu kez tereddüt etmeden dudaklarını araladı. Altlarındaki yatak, sanki çökecekmiş gibi gıcırdıyordu. Ama yatak bu vahşi darbelere isyan etse de adam hiç umursamadan devam etti. Kaya gibi sert göğsü Leah’nın vücuduna baskı yapıyordu.
“Ugh...”
Adam sıcak bir inleme koyverdi. Erkekliği şişti ve içine bir sıvı fışkırdı. Leah’nın tüm alt kısmını doldurdu. O kadar fazlaydı ki, dışarı taştığı görülebiliyordu.
Nihayet bitmiş olmasının verdiği rahatlamayla bitkin vücudu yatağa yığıldı. Göz kapakları ağırlaşmış bir halde, darmadağın olan nefesini düzene sokmak için bir an bekledi. İçine boşaldığına inanamıyordu.
Ona Kurkanların özel şartlar oluşmadıkça hamile kalamayacağı veya bırakamayacağı söylenmişti. Yine de, haber vermeden içine boşalan bu adamın tavrı çok kaba gelmişti. Ancak bu kabalığı dile getirmenin bir anlamı yoktu. Leah hiçbir şey söylemeden, yüzü yanarak ağır ağır nefes aldı.
Biraz daha iyi hissettiğinde vücudunu dikkatle kaldırdı. Adamın uzvu hâlâ bacaklarının arasındaydı. Adam yavaşça geri çekildiğinde, yapışkan sesler çıkararak içinden kayıp çıktı.
İçinden akan sıvının hissiyle vücudu titredi. Ellerini karnına koyan Leah, oldukça afallamış görünüyordu.
“..?”
Tam her şeyin sona erdiğine sevinirken, adamın sertliği yeniden şaha kalktı. Leah’nın gözleri dehşetle o kısma kaydığında, sanki ona isyan ediyormuşçasına adamın organı kudurmuş gibi yeniden şişti.
Adam sırıttı.
Bunu gören Leah hızla kaçmaya çalıştı. Ama gerçekte sadece millerce uzağa koşan, delice çarpan kalbiydi. Aslında adamdan sadece bir karış kadar uzağa emekleyebilmişti. Eli yatağın ucuna değer değmez, kendini geriye çekilirken buldu.
“Benden asla kaçamazsın.” dedi adam, Leah’nın belini zahmetsizce yakalayarak. Leah’nın şu anki haline -dört ayak üzerinde emeklemesine- gülümsedi ve ekledi.
“Güzel fikir, bir de arkadan deneyelim mi?”


Yorumlar
Yorum Gönder