Predatory Marriage - 45. Bölüm (Türkçe Novel)

Leah nazikçe onun yüzüne dokundu, zarif parmakları kaşlarının üzerinde yumuşakça kaydı, keskin elmacık kemiklerinden aşağı inip dudaklarında durdu.
Ishakan gözlerini kapattı ve Leah'nın alnına yapışan koyu kahverengi saç tellerini geriye itmesine izin verdi. Genç kadının dokunuşuyla vücudundan aşağı karıncalanma hissi veren bir ürperti geçti. Leah dudaklarını hızla onunkilere bastırdı. Bu, nemli dudaklarına tüy gibi değen, narin bir dokunuştu... ama daha fazlası için bir davetti.
Ishakan bu öpücüğün tadını hatırlayarak dudaklarını hafifçe yaladı, Leah yanlışlıkla ağzının kenarını öptüğünde ise alçak sesle güldü. Elini kızın ensesine doladı ve onu kendine çekti. Aralarındaki tüm boşluklar silinip giderken vahşi bir öpücüğe daldılar. Leah şaşırarak geri çekilmeye çalıştı ama Ishakan bu tepkiyi bekliyormuş gibi onu sıkıca tuttu, kımıldamasına izin vermedi.
“Mmm...”
Leah’nın ağzından küçük bir inilti kaçtı. O hafif dokunuş, doymak bilmeyen bedensel arzunun ateşiyle beslenen, açgözlü bir öpücüklere dönüşmüştü. Ishakan’ın sıcak dili dudaklarının arasına sızdı; bir kaşif gibi ağzının tavanında geziniyor, dişlerinin üzerinde kayıyordu. Derin, kaba ve dizginlenemez bir şekilde içeri daldı... Sonra Leah’nın şişmiş alt dudağını şefkatle ısırarak yaladı.
Öyle yoğundu ki Leah’nın başı döndü. Bu zorlayıcı öpücüğün etkisiyle vücudu geriye düşerken Ishakan kızın boynunu kavradı ve kalçalarını yoğurdu. Leah bir an tereddüt etti, sonra ona karşılık vererek sarıldı. Bir olmuş bedenlerinden yayılan ısı tutkularını körüklüyordu; terleri bir yapıştırıcı görevi görüyor, onları birbirinden ayrılmaz kılıyordu.
Dudakları nihayet ayrıldığında Ishakan’ın gözlerindeki o yumuşaklık kaybolmuştu ve karnına dayanan sertliği kaya gibiydi. Leah’nın alt vücudu karıncalanıyor, derinlerden dayanılmaz bir his yükseliyordu. Genç kadının o tahrik edici yüz ifadesi, Ishakan’ı harekete geçirmeye yetti.
“Hnnn, ah, Ishakan...”
Bu yanan vecdin ortasında tutunabileceği tek kişi, onu bu hale getiren adamdı. Adını haykırdı, onun bakır rengi omzunu sertçe ısırarak iz bıraktı. Ishakan, vücudunun kıvrımlarını ve tepelerini keşfeden o çılgın ellerinin aksine, alt vücudunu sadece hafifçe hareket ettiriyordu. Sanki kendini dizginliyor, onu korkutmamaya çalışıyordu. Oysa bu durum tam tersi bir etki yaratmıştı; o hafif darbeler Leah’yı çileden çıkarıyordu.
Leah’nın bir yanı, adamın onu hiçbir kısıtlama olmadan ele geçirmesini istiyordu. Onu her zerresine kadar hırpalamasını ve içindeki o yanan arzuyu bir kez ve sonsuza dek dindirmesini arzuluyordu. Eğer o an Ishakan’ın ısısı onu eritip toprağa karıştıracak olsa, Leah bunu umursamazdı.
Ishakan da onu her zerresine kadar hırpalamak, yanan şehvetlerinin tadını çıkarmak ve işini bitirmek istiyordu. Leah’nın göğsü sarsıldı, adamın üzerine atıldı ve onu kollarıyla sardı. Ishakan, bacaklarını kullanmasını engellemek için Leah’yı karnının üzerine oturtarak arkasına yaslandı. Yere saçılan kıyafetler, vahşi birleşmeleri yüzünden çoktan buruşmuş bir yığın haline gelmişti.
Vücudu geriye doğru eğilirken bir gül yatağının üzerine düştüler. Ishakan, koyu teniyle tezat oluşturan bembeyaz sümbülteberlerin içine gömülmüş halde bir tablo gibi görünüyordu. Leah onun yüzüne kısa bir bakış attı ve hemen üzerine kapandı. İki koluyla ensesine sarıldı ve yüzünü onunkine bastırdı. Sanki onun içinde eriyip gitmek istiyordu, ten temasının kesilmesi bile dayanılmazdı. Dudakları adamın keskin çene hattında süzüldü, biçimli çenesini öptü.
Telaşlı öpücükleri adamın dudaklarını bulmaya çalışıyordu. Küçük ve hızlı öpücüklerden oluşan bir akın başlattı. Nihayet dudaklarını bulduğunda dilini içeri itti. Ishakan’ın az önce yaptığı her şey zihnine kazınmıştı, sakarca onun hareketlerini taklit etmeye çalışıyordu. Ishakan bu çabaya karşılık vererek dillerini birbirine doladı.
“Ha-huh...”
O devasa parça içindeyken onu öpmenin verdiği haz Leah’yı kendinden geçirdi. İçgüdüsel olarak uyluklarını sıktı, sırılsıklam olmuş halini Ishakan’ın düzgün karın kaslarına sürttü. Ishakan bunu çoktan fark etmişti.
Leah hıçkırarak ona sızlandı. “İçerisi çok karncalanıyor...”
Ishakan, kendisine tutunmuş ağlayan ve kıpkırmızı kesilmiş Leah’ya baktı ve iç çekti. “Beni delirtiyorsun.”
Genç kadının burnunun ucunu hafifçe ısırdı. “Şu an yüzünün nasıl göründüğünü biliyor musun? Ne kadar seksi olduğunun farkında mısın?”
Cevap veremeyen Leah’ya bakıp pes etmiş bir halde mırıldandı. “Bugün sigara içmeye karar vermem benim şansım mı? O piç Byun Gyeongbaek’un seni böyle görmüş olabileceğini düşünmek bile beni...”
Gerisini getirmedi ama tutuşundaki gücü artırdı. Bir anlık sessizliğin ardından buz gibi sesi duyuldu. “Onu öldürmeliydim.”
Hemen Leah’nın belini yukarı doğru hareket ettirmeye başladı. Karnının üzerindeki pozisyonu nedeniyle, uzvu her zamankinden daha derine, asla ulaşmaması gereken o noktaya dokunuyordu. Leah durmaksızın soluyor, yüzünü adamın göğsüne sürtüyordu. Bir noktadan sonra dayanamayacak hale geldi. Karnından kalkmaya çalıştı ama protestoları duyulmadı.
“Ah, çok derin, Ugh..!”
Ishakan onu sıkıca tuttu ve sırtına bastırdı. Leah tekrar ona yapışmak zorunda kaldı. “Nereye gidiyorsun?”
Ishakan onun kalçalarını iki eliyle kavradı. Dolgun kavisler parmaklarının arasında şekil alırken, gücünü kontrol edemiyordu, canlanmıştı. Bir sonraki hamlede, o kalın uzvunu içine öyle sert bir şekilde geçirdi ki, temas noktasından tok sesler yükseldi. Adam onu aşağı yukarı sarsarken Leah’nın tüm vücudu zangır zangır titriyordu.
« Önceki Bölüm Sonraki Bölüm »

Yorumlar
Yorum Gönder