Predatory Marriage - 162. Bölüm (Türkçe Novel)

Çölde hiç kimse ona Isha diye seslenmeye cüret edemezdi ama Leah bu ismi zihninde tekrar edip durdu. Bu isim, adamın çocukluğunu hayal etmesine neden oluyordu. Bir meşe ağacı kadar sağlam ve güçlü olan bu adam, bir zamanlar Isha adında küçük bir filizdi...
"Sorun değil." dedi Ishakan, ona sarılıp yanağını öperek Leah'yı hayallerinden çekip çıkarırken. "Ama bana bu isimle çok sık seslenme. Eğer bana Isha dersen..."
Muzip gülümsemesi her şeyi anlatıyordu. Leah, ona Isha demesinin adamı neden bu kadar heyecanlandırdığını anlamadı, sadece Kurkanların insanlardan farklı olduğunu düşünerek konuyu kapattı. Bu mevzuya devam etmek tehlikeli görünüyordu.
"Bu sabahki acil işin neydi?" diye sordu.
Ishakan bir an sessiz kaldı.
"Tahta geçmek için benden önceki kralı öldürdüğümü bilmelisin." dedi bakışlarını kaçırarak. Leah'nın adını yazdığı kağıdı alıp masanın çekmecesine koydu. "Eski Kral'ın peşinden giden bir grup kalıntı var... Oberde'li Byun Gyeongbaek ile ittifak kurdukları söyleniyor. Görünüşe göre Byun Gyeongbaek, kaçırılan gelinini geri almaya çalışacak."
Ishakan ciddi bir ifadeyle ona baktı.
"Ona gerçek kocanın kim olduğunu gösterme vakti geldi."
"Koca" kelimesinin adamın dudaklarından hiç tereddüt etmeden dökülmesi Leah'yı utandırdı. Yanakları kızararak başını salladı, Ishakan ise gülümseyerek onun kızarmış yanağını okşadı. Leah konuşmak için dudaklarını araladı ama sonra geri kapattı.
Byun Gyeongbaek meselesi dışında başka bir şeyler daha var gibiydi.
Ishakan'ın bir şeyler sakladığını düşündü.
Bunun ne olduğunu sormak istedi ama cesareti yoktu. Bu mutluluğu bozmak istemiyordu. Sadece bir rüya olsa bile...
Leah gözlerini kapattı. Kulaklarında zincirlerin sesi belli belirsiz yankılandı ve sonra kayboldu.
Byun Gyeongbaek batı sınırına hükmediyordu. Uzun zamandır Kurkanların istilasını önlemek için orada asker topluyordu ve bu sayede büyük bir servet, güç ve şöhret kazanmıştı.
Kral'ın bile kendisine dikkatsizce davranamayacağı bir konuma ulaştığında, Byun Gyeongbaek Estia'ya olan bağlılığı için bir ödülü hak ettiğini hissetti. Bu ödül, uzun zamandır arzuladığı kişi olacaktı. Prenses.
Onun güzelliği sadece Estia'da değil, tüm kıtada biliniyordu. Kraliyet ailesinin o zarif gümüş saçlarına ve güzel mor gözlerine sahipti. Estia soyluları diğer ülkelerde onun güzelliğiyle övünürlerdi. Elbette Byun Gyeongbaek de onunla ilgilenmeye başlamıştı.
Sonunda nişanlısı olduğunda, geriye sadece düğünün kaldığını düşünmüştü. Ancak o barbar ortaya çıktığında her şey ters gitmeye başladı.
Barbarların yeni Kralı.
İyi anlaştığı eski Kral'ın aksine, yeni Kral çok hırçın ve vahşiydi. Tahta çıktığından beri Byun Gyeongbaek'in güçleri sınırdaki tüm savaşlarda yenilgiye uğramıştı. Köle tüccarları barbar köle edinmenin zorluğundan şikayet etmeye başlamıştı. Tüm bunlar çok sinir bozucuydu.
Ama hepsi bu kadar değildi. Kral aniden barış arayışıyla Estia'ya gelmiş ve Prenses'e göz dikmeye başlamıştı. Beklediği ödül olan Prenses'in o adam tarafından çalınmasına izin veremezdi.
Barbarlar sonunda çizgiyi aşmıştı. Batı sınırına giden düğün alayına pusu kurmuşlar ve Prensesini kaçırmışlardı.
Öfkesi kelimelerle ifade edilemezdi. Ancak onu geri almanın bir yolunu ararken, eski Kurkan kralının sadık takipçileri olduklarını iddia eden yeni bir barbar grubu onu ziyarete geldi. Çok ilginç bir teklifte bulundular.
"Prenses'i size geri vereceğiz."
Tek istedikleri intikamdı. Kaçırılan gelini geri alacaklar, şimdiki Kral'dan öçlerini alacaklar ve sonra uzaklara kaçacaklardı. Karşılığında büyük bir servet talep etseler de, bu Byun Gyeongbaek için sorun değildi.
"Pekala, istediklerinizi yerine getireceğim. Bu yüzden, hangi yöntemi kullanırsanız kullanın..." Byun Gyeongbaek'in gözleri parladı. "Prenses'i huzuruma getirin."
« Önceki Bölüm Sonraki Bölüm »

Yorumlar
Yorum Gönder