Predatory Marriage - 143. Bölüm (Türkçe Novel)

predatory-marriage

Leah uyurken Kurkanlar yeniden harekete geçti. Yürüyüş boyunca Ishakan’ın kollarında, hiçbir endişesi olmadan huzurla uyudu.

Güneş kaybolup karanlık çöktükten sonra bile Kurkanlar durmadı. Çölde gece sıcaklık keskin bir şekilde düşerdi; gezginler genellikle ateş yakmak ya da gün boyu güneşte ısınmış taşların üzerine yatmak gibi ısınma yolları ararlardı. Aksi takdirde hipotermiden ölebilirlerdi.

Ancak bu durum Kurkanları rahatsız etmiyordu. İnsanlardan daha yüksek bir vücut ısısına ve karanlıkta görebilen gözlere sahiplerdi; bu yüzden genellikle hava soğukken, gece vakti yürümeyi tercih ederlerdi.

Yine de Leah için çöl geceleri çok soğuk olabilirdi. Ishakan, yürürken onu kollarında tutuyor, vücut ısısını onunla paylaşıyordu.

Ishakan siyah gece gökyüzünde parlayan beyaz yıldızlara baktı, sonra kollarındaki Leah’ya dönüp başını okşadı. Dün bir süreliğine uyanmıştı ama sonra tekrar uykuya dalmıştı ve henüz uyanmamıştı. Onun ritmik nefes alışını dinlerken yavaşça arkasına baktı. Yürüyüş aniden durdu. Tüm Kurkanlar kum tepelerinin ötesine baktılar.

Kısa süre sonra parlak ay ışığında düzinelerce insan belirdi. İlk bakışta çölü geçen bir kervan gibi görünüyorlardı ama yaklaştıkça bronz tenleri seçilebiliyordu. En önde Haban o iri elini salladı, yanındaki Genin de elini kaldırdı.

Üç hafta içinde Estia topraklarının dışındaki çölün yarısından fazlasını geçmişlerdi. Hızlı görünse de aslında takipten kaçmak için düşük bir hızdı, Leah’nın kötü durumu onları yavaşlatmıştı. Ancak Haban ve Genin’in çabaları sayesinde kraliyet takipçileri onlara yetişememişti. Otuz Kurkan savaşçısıyla pusular kurmuş ve görevlerini başarıyla tamamlamışlardı.

Ama hepsi bu değildi. Ishakan’ın rüşvet verdiği soylulardan bilgi almayı başarmışlar ve Byun Gyeongbaek’e gönderilen habercileri engellemişlerdi. Leah Kurkan kraliyet sarayına güvenle varana kadar, yakalanışının ayrıntılarını keşfedemeyecekti.

“Geri döndük, Ishakan.” Genin onu saygıyla selamladı. Haban, Ishakan’ın kollarında uyuyan Leah’ya baktı.

“Kraliçe iyi mi?” diye sordu muzipçe.

Ishakan bu unvana güldü.

“Lütfen ona Leah deyin. Henüz hiçbir şeye karar vermedi.”

“İyi iş çıkardınız Genin, Haban.” dedi yanlarına yaklaşıp uzun saçlarını bağlayan Morga. Bir vagonun içinde bagaj gibi taşınmıştı ve saçları darmadağındı. Haban, Morga’nın yorgun yüzüne baktı ve büyücüye karşı hissettiği bu ani sempatiye kendisi de şaşırdı.

“Anakaradaki Tomariler hareket halinde.” diyerek Ishakan’ı bilgilendirdi Genin. Bu sözler tüm Kurkanların gözlerini buz gibi bir hale getirdi. “Kesin olmasa da... yönlerine bakılırsa Estia’da toplanıyorlar gibi görünüyor.”

“Kraliçe bir şeyler mi yapmaya çalışacak?”

“İlk defa bu kadar büyük bir seferberlik görüyoruz. Bence dikkatli olmalıyız.”

“Döner dönmez bir toplantı yapacağız.” dedi Ishakan.

“Evet, Ishakan.” Genin gözlerini hâlâ mışıl mışıl uyuyan Leah’ya çevirdi. “Hâlâ uyanmadı mı?”

“Dün bir süreliğine uyandı. O zamandan beri uyuyor.”

“Neyse ki Ishakan’ın kanı beklediğimden daha iyi işe yaradı.” dedi konuşulanları dinleyen Morga. Kral’a bakarken gözleri hayranlık doluydu.

Haban omuz silkti.

“Çünkü Ishakan özeldir.” dedi gayet tabii bir tavırla.

Onun özel olmasının nedeni, Kurkanların yaratılışıyla ilgiliydi.

Çok uzun zaman önce; hiçbir toprağa yerleşmeyen, oradan oraya dolaşan bir halk vardı. Bu göçebe grup anakarada Tomariler olarak biliniyordu ama kendilerine Toma diyorlardı. Onların dilinde bu “kişi” demekti. Tomalar bir halk olarak saygı görmek istiyordu ama hiçbir toprağa sahip değilken bir ulus muamelesi görmelerinin imkanı yoktu.

Yıllarca süren zulüm ve aşağılayıcı muameleden sonra Tomalar, köklü bir aşağılık kompleksi, öfke ve intikam duygusu geliştirdiler. Bu duygular doruk noktasına ulaştığında Tomalardan biri ilan etti:

—Ayağa kalk Toma! Kendi topraklarımıza sahip olacağız.

Bu güçlü büyücünün sözleriyle Tomalar, yerleşecekleri bir toprak parçası bulmaya kararlı bir şekilde toplandılar. Ancak göçebe oldukları için ihtiyaç duydukları yapılardan, güçlü şövalyelerden ve silahlardan yoksundular. Diğer ülkelerden toprak almaları imkansızdı. Bu yüzden yeni bir ordu yaratma çözümüne başvurdular. Hiçbir ülkenin durduramayacağı güçlü bir ordu.

Önce çocukları kaçırıp beyinlerini yıkadılar ama daha önce hiç ordu yönetmedikleri için askerleri nasıl eğiteceklerini bilmiyorlardı. Birkaç deneme yaptılar ama hepsi başarısızlıkla sonuçlandı ve Tomalar sonunda bir tabuya başvurdular.

İnsan olmayan bir varlık yaratmak.

Büyüleri kullanarak vahşi hayvanlarla melezleme denediler. Tomaların sihri ve canavarların gücü, asla var olmaması gereken bir varlığı hamile bıraktı. Görünüşü bir insan gibi olsa da, o yarı insan, yarı canavardı.

Yorumlar