Predatory Marriage - 123. Bölüm (Türkçe Novel)

Leah, herhangi bir isim duymaya hazırlıklı olduğunu sanmıştı ama ne kadar saf olduğunu o an anladı.
“...Kontes... Melissa mı?..” dedi güçlükle. Barones Cinael başını yavaşça aşağı yukarı salladı.
Leah’nın içinden bir ses buna inanmak istemiyordu. Cevap bulmak için gelmişti ama karşılaştığı gerçek çok acımasızdı. En üzücü olanı ise, bu korkunç gerçeği dile getiren Barones’in de acı çekiyor olmasıydı, kelimelerinin prensesini ne kadar yaraladığını bilerek kederleniyordu.
Oturma odasına uzun bir sessizlik çöktü. Leah soğumuş çayından bir yudum alarak soğukkanlılığını geri kazanmaya çalıştı.
Önünde sadece iki seçenek vardı:
Ya Barones Cinael yalan söylüyordu ya da Kontes Melissa.
Elbette Leah, Kontes’e güvenmek istiyordu. Barones’in diğer nedimelere karşı kendini savunmaması, açığa alınmayı ve onursuzluğu kabullenmesi şimdi mantıklı geliyordu. Prenses Sarayı’nda Kontes Melissa, Leah’dan sonraki en etkili kişiydi. Barones ne derse desin, ona inanılmayacağını düşünmüş olmalıydı. Üstelik Leah’nın Kontes’e ne kadar derin bir güven duyduğunu bildiği için, muhtemelen sözünü bitiremeden kapı dışarı edilirdi.
Kontes, annesini çocuk yaşta kaybettiğinden beri Leah’nın yanında sevgi ve şefkatle durmuştu. Aralarında para ya da güçle koparılamayacak bir bağ vardı. Ama Barones de yalan söylüyor gibi görünmüyordu. Leah, nedimelerinin masumiyetine inanmak istiyordu.
Belki de hem Barones hem de Kontes doğruyu söylüyordu.
Son zamanlarda zihni tuhaf bir şekilde berrak olan Leah, aniden başka bir açıklama buldu.
Cerdina’nın büyüsü...
Bu oldukça muhtemel görünüyordu. Eğer Cerdina büyü yapabiliyorsa, kesinlikle Prenses Sarayı’nda da bir şeyler yapmış olabilirdi. Aniden Leah’yı bir korku sardı. Cerdina’nın ne kadar güçlü olduğunu bilmiyordu ama içindeki ürpertiye engel olamıyordu.
Cerdina, Leah’ya da mı büyü yapmıştı? Leah hiç kral ya da Kontes Melissa gibi anormal davranmamıştı. Cerdina’nın elinde bir kukladan farksız olan Kral’ı düşününce Leah başını iki yana salladı.
“Bunu bana söylediğiniz için teşekkür ederim, Barones Cinael. Durum bu olduğuna göre, bir süre dinlenmeniz en iyisi.”
Leah, Barones’in anlattıkları üzerine iyice düşüneceğine söz verdi ve getirdiği kurabiye paketini çıkardı. Birkaç dakika sonra Barones bir yandan kurabiyesini yiyor, bir yandan da Leah’nın kendisine uzattığı kağıda ağlamaktan kızarmış gözlerle, şaşkınlık içinde bakıyordu.
“Bu...” diye mırıldandı hayretle.
Bu küçük bir çiftliğin sahiplik belgesiydi. Barones’in dili tutulmuştu.
“Sınıra gitmeden önce bazı şeyleri düzenliyorum.” dedi Leah alçak sesle. “Prenses Sarayı’nın nedimeleri arasında adil bir paylaştırma yapıyorum, lütfen bunu kabul edin.”
“Hayır! Bunu kabul edemem, ben sadece görevimi yapıyordum..!”
“Sorun değil. Bu, şimdiye kadar benim için yaptığınız tüm o sıkı çalışmanın bir ödülü.”
“Prensesim...”
Barones’in gözyaşları daha yeni durmuştu ki gözleri tekrar doldu. Leah onu bir süre teselli etti ve saraya dönmek üzere oradan ayrıldı.
Arabanın penceresinden dışarı bakarken kalbi çok ağırdı.
Saraya vardığında düşünceleri daha da netleşmişti. Kontes Melissa ile konuşacak, onun açıklamasını dinleyecek ve ardından işin içinde büyü olup olmadığını belirleyecekti.
“..?”
Arabadan indiği an Leah aniden duraksadı. Saray çok sessizdi. Barones’i ziyarete giderken yanına nedimelerini almamış, sadece şövalyeler eşlik etmişti. Ama şimdi etrafta kimseyi görmüyordu.
Boş koridorlarda sadece kendi ayak seslerinin tekinsiz yankısı duyuluyordu. Soğuk bir hava tenini yalayıp geçti. Leah aniden gelen bu ürpertiyle elinin tersini ovuşturdu ve kıyafetlerini değiştirmek için odasına gitti. Yatağında oturan bir kadın görünce irkildi, vücudu refleks olarak kaskatı kesildi. Leah’nın dudakları beceriksizce kıpırdadı.
“Ha, neden beklenmedik bir şekilde geldiniz...”
Cerdina cevap vermeden yavaşça ayağa kalktı ve Leah’ya yaklaştı. Ondan gelen acı bir koku Leah’nın burnuna çalındı. Neden her zamanki parfümü yerine ot kokuyordu?
Ama bunu merak edecek vakti yoktu. Cerdina’nın gözleri tam önündeydi, bakışları bir hançer gibi yavaşça Leah’ya saplanıyordu. Cerdina cömertlik ve nezaket maskesini tamamen çıkarmıştı. Artık hiçbir şeyi gizlemeye niyeti yoktu. Dilini şaklattı.
“Bunu ölçülü bir şekilde halletmeye çalışmıştım.”
O buz gibi ses Leah’nın tüylerini diken diken etti, bir adım geri çekildi. Başı, sanki biri devasa bir çan çalıyormuşçasına sarsıldı. Kaçma düşüncesi onu ele geçirdi ve hızla dönüp kapı koluna asıldı. Ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın, kapı açılmıyordu.
Arkasından bir kahkaha yükseldi ve aniden başına muazzam bir ağrı saplandı.
“..!”
Sanki biri beyninin içine elini sokmuş ve sıkıyormuş gibi hissetti. Leah bu kahredici acıyla yere yığıldı, yüzüstü halıya kapaklanarak yere tutundu. Midesi bulanıyordu. Dudaklarından tükürük süzülüyor, yanaklarından yaşlar boşanıyordu.
Cerdina, Leah’nın kıvranışını izledi ve parmaklarını şıklattı. Her şıklatışında Leah başını tutuyor ve acıyla bükülüyordu.
“Ah, aah, arg, ahhhhhhh..!”
« Önceki Bölüm Sonraki Bölüm »

Yorumlar
Yorum Gönder