Seduce the Villain's Father - Önsöz (Türkçe Novel)

seduce-the-villains-father

"Baba…"


Açık gözlerimle karşımdaki adama doğru baktım. Düzgün kaşlarının hafifçe yukarı kalktığını görebiliyordum. Yakışıklı yüzünde anlık şaşkın bir ifade belirdi.


"Baba mı?"


"Ehem..."


Ağzımdan yine yanlış bir kelime döküldü. Bu çenem durmuyordu ki! Lanet olası çenem! Sözlerimi hemen toparladım.


"Şey... yani... Majesteleri."


"..."


Belli ki bu duruma bozulan Majesteleri cevap bile vermedi. Ah, sağlıklı ve henüz evlenmemiş genç bir adamı ikide bir baba ilan etmek gerçekten hatamdı.


Genişçe gülümsedim. Bu ilahi dünyada bu adam ne kadar yakışıklı olursa olsun, gülen gözler her zaman güzel görünürdü.


Yüzümdeki kaslar kasılana kadar kocaman gülümseyerek konuştum:


"Benimle evlenir misiniz?"


*Korkunç Leydi Elard yerine benimle evlen işte! Evlilik! Ha?*


Kedi gözlerini andıran erguvan rengi gözleri ve parıldayan gümüş saçlarıyla genç imparator Euredian Belgoth, bana anında saçmalamışım gibi baktı.


"Prenses."


"Bana Yerenica deyin."


Ancak çelikten savunma duvarına sahip bu adam asla böyle bir şey yapmazdı.


Işıl ışıl gözlerimle bir kez daha Euredian’a baktım. Bu defa biraz mahcup görünüyordu.


"Sizi sizinle evlenmek için kaçırmadım."


"Biliyorum."


"Peki ama neden?"


Bir an düşündüm. Neden mi? Şey, çünkü evlenirsek daha uzun yaşayacaksın. Ama bunu ona söyleyemezdim. Sonunda sadece romantik bir şeyler söylemekle yetindim.


"Sizi ilk gördüğüm anda aşık oldum."


"Ama ben size aşık değilim, Prenses."


Eh?


"Ayrıca biliyorsunuz, zaten bir nişanlım var."


Ağzından çıkan bu iki cümlenin ardından gülümsememi zor koruyordum. *Sadece sakin ol.*


"Onun nişanlınız olmadığını söylemiştiniz."


"Şey, o zaman gelecekteki nişanlım diyelim."


Şuna da bakın! Yalan söylediğinden adım gibi emindim!


Dişlerimi gıcırdatmamak için gülümsememi güçlükle sürdürdüm.


"Haklısınız. Geleceğin ne getireceği bilinmez diyelim. Peki Majesteleri Leydi Elard’ı seviyor mu?"


"Pek sevdiğim söylenemez..."


"Peki bu benim bir şansım olduğu anlamına mı gelir?"


"Size neden bir şans vereyim ki?" Euredian cüretkar sorumu rahat bir tavırla yanıtladı.


"Çünkü benden hoşlanıyorsunuz?.."


Yüzündeki ifadeyi görünce dondum kaldım. Euredian kahkahalarla gülüyordu. O kadar yakışıklıydı ki kendimi çaresizliğe kaptırmam hiç de zor değildi.


Yine beni reddetmişti. Bu kadar çabuk olmasına inanamıyordum!


"Şey, hiç sanmıyorum."


Cana yakın biri olduğunu düşündüğüm için gururumu bir kenara bırakmıştım ama ne de olsa o hâlâ şüpheci ve ulaşılmaz bir adamdı.


*Senden hoşlanıyorum. Seni seviyorum. Daha fazla nedene gerek var mı? Onu zerre kadar sevmiyorsun, neyden bahsediyorsun sen?*


Hemen toparlandım ve yeniden gözüne girmeye çalıştım:


"Eğer benimle evlenirseniz, Leydi Elard ile evlenmekten çok daha fazla kazancınız olur."


"Örneğin?"


"Lebovny’nin batı vadisinde bir tahıl ambarım var. Biliyorsunuz değil mi? Batı vadisi tanrıça tarafından kutsanmış bir topraktır!"


"Kutsanmış bir yerden bahsedeceksek, Belgoth o tür topraklarla doludur."


"Ş-şey, bir de! Ben Lebovny’nin en küçük prensesiyim. Sayısız çeyizim var, bu sayede epey yüklü bir servete sahibim..."


"Lebovny Prensesi, Belgoth’un hazinesini mi dert ediyor?"


Vazgeçmeyecektim. Peki ya şuna ne demeli?


"Eğer benimle evlenirseniz babam Glucaman Yolu’nu açacaktır!"


Aldığım yanıt hiç beklemediğim bir şeydi.


"Prensesle evlenmesem bile Glucaman Yolu’nun yakın zamanda açılacağını düşünüyorum."


Tüm bu sözler hevesimi kursağımda bıraktı. Ülkem küçük ve güçsüz bir krallıktı. Bu durum, en hafif tabiriyle üzücüydü. Onu kurtarmak için böyle çabaladığımı bilseydi evlilik teklifimi hemen kabul ederdi! Ama bunu açıkça söyleyemezdim. İçimden tanrılara haykırdım: *Eğer Leydi Elard ile evlenirseniz sonunuz kesinlikle korkunç olacak! Oğlunuzu kötücül bir kara büyücü olarak yetiştirecek ve 40 yaşını geçemeden onun tarafından katledileceksiniz! Ben burada sizin hayatınızı kurtarmaya çalışıyorum!*


Fakat bu sözleri herkesin içinde söylersem bana deli muamelesi yaparlar ya da bu bilgiyi nereden edindiğimi sorgulamaya kalkarlardı.


Sonunda son kozumu oynadım. Aslında bunu kullanmayı hiç istemiyordum!


"Sizce de çok güzel değil miyim?"


"Şey, pek bilemiyorum."


Söylenecek söz bulamayıp kalakaldım.


Doğru ya. Euredian Belgoth, vicdan azabından eser olmayan, soğukkanlı bir adamdı. Üstelik etrafına geçilmez duvarlar örüyordu. İçim buruklaştı. Güzelliğimin işe yaramadığı ilk andı bu!


Tabii ki bu yeni bir aydınlanma değildi. Bu adam, Yerenica ile kıyaslandığında bile güzellikte ondan aşağı kalmayacak bir albeniye sahipti.


"Oh. Cevap verirsem kızacak mısınız? Kediye benzeyen Lebovny Prensesi?" Euredian gülümsedi.


"!"


"İlk defa bir kadından evlilik teklifi alıyorum, bu hoş bir duygu. Ancak bilmenizi isterim ki prensesle evlenmek istemiyorum. Temelinde sevgi olmayan bir evlilik istemem."


O kadar tükendim ki sadece burnumdan derin bir nefes verebildim.


*Hey! Az önce Leydi Elard’ı sevmediğini söyleyen sensin!*


Euredian komik bir şey bulmuş gibi yüzümdeki ifadeyi okuyarak omuz silkti. Bu rüzgarlı günde içimde büyük bir hayal kırıklığı vardı.


"Ona aşık olmaya çalışıyorum."


"Ne?"


"Glucaman Yolu açılır açılmaz sizi Lebovny’ye geri göndereceğim."


Oh, bu aşılmaz duvarı geçmek imkansızdı.


Henüz hiçbir şey bilmediği için o kötü kadınla birbirlerini sevmeye çalışacaklarını söylüyordu. O kadın senin oğluna kara büyüyü öğretecek adamım!


Kahrımdan ölecek gibi hissediyordum. Bu sadece Euredian Belgoth’un geleceğini değil, kendi geleceğimi de kurtarmak içindi. Bu bedende olduğum sürece ona yapışkan bir pekmez gibi yakın durmalıydım. Hikayenin asıl zaman akışı başlamadan önce bu dünyayı değiştirmeliydim.


"Hıh." Derin bir hüzünle gözyaşlarımı içime atarak geri çekildim.


Öncelikle bir şeyler yapmam gerekiyordu. Gözlerim parıldadı.


*Böyle bir duvar ördün diye vazgeçeceğimi mi sanıyorsun? Belgoth’un tutsağı olduğuma göre seni kesinlikle baştan çıkaracağım!*


Euredian, yüzünde eğlenen bir ifadeyle yanımdan uzaklaştı.


Kötü adam!


Bu kitaptaki dünyaya düşeli bir yıl olmuştu. Asıl hikayenin başlamasına yaklaşık 20 yıl vardı.


İkimizi, yani bu acınası yan karakterleri kurtarma yönündeki çaresiz mücadelem, "kötü adamın babası" tarafından reddedilmemle başladı.

Yorumlar